10 Eylül 2009 Perşembe
ERİME
ERİME
Bu sabah güneşe açtığım gözlerimde yeni bir heves var. Her sabah aynada gördüğümden daha başka bir ışıkla parlıyorlar. Havada ki koku, bedenimdeki devinim, evin içine dolan dış sesler hepsi, hepsi bir başka bugün. Yumuşak gülüşler yayılıyor yanaklarıma kendiliğinden. Radyoyu açıyorum Strauss çalıyor, bu fırtınalar koparan, şimşekler çaktıran bir Wagner de olabilirdi ama değil işte, pembe bulut bir Strauss… Valsin dalgalı ritminde geceliğimin saten dokunuşlarını uçuştura, uçuştura evin içinde dolaşıyor bir yandan da kahvaltı hazırlıyorum, kendime şaşkınım bugün... Kapıya gelen gazeteleri aldım, perdeleri açtım. Evin muhtelif yerlerinden ışıya, ışıya içeri girip yansıyan kırılgan güneş, Provence düşlerimle, Van Gogh’un ay çiçeği tarlasını evime dolduruyordu. Çay demlendi. Kızartılmış ekmeklerin kokusu, beyaz örtülü balkon masamdan beni çağırıyor. Kahvaltı hazır… Ne güzel bir gün! Gazeteleri de alıp balkona çıktım. Yaz sabahlarında balkona uyanılır bizim sokakta. Bardağın içinde telaşla şakırdayan sesler yansıyarak dağılır, birbirinden haberdar eder sakinlerini, herkesin keyfi yerinde… Sepetten bir dilim ekmek alıp üzerine tereyağı sürüyorum, sıcak ekmek içine çekiyor onu çabucak eriyor yağ. Sıcağın çekim gücünü düşündürüyor bana. Katı olan her şey sıcakta yumuşar mı? Belki de yakar…
Hafif bir meltem saçlarımda dolaşıyor, ekmeğimin üzerine böğürtlen reçeli sürüyorum. Çay sıcak, yağ eridi, reçel tatlı buruk, tat damağımda zamana yayıyor kendini. İyice gevşeyip arkama yaslanıyorum. Gazeteye uzanırken manşete ilişiyor gözüm. ” Bilim Adamları Uyardı” Bu haberin canımı sıkmasına izin vermeyeceğimden emin gazeteyi karıştırmaya başlıyorum. Güzel bir haber… Güzel bir haber arıyor gözlerim.
Kyoto Anlaşması… Küresel ısınma… Erime... Zihnimin duvarlarından yansıyan ışık gözüme giriyor adeta. Buzulların, ekmeğimde eriyen tereyağı gibi eridiğini düşlüyorum, toprağın emdiği buzullar yumuşatıyor Dünya’yı. Fantastik yaşamın Dünya’daki başlangıç noktası bu… Savaşlar buzullarla birlikte eriyor adeta. Kırmızı öfkeleri Mars’a gönderirken pembemsi huzur, atmosferik koruyuculuğuyla yayılıyor yeryüzüne. Düşledikçe içine gömülüyorum, yumuşak, yumuşak okşanırken toprağın yüzü, bedenimle birleştirip yoğuruyorum kendimi, ılık ve yumuşak toprak şekilleniyor yeniden, ellerimde ben… Kendimle yeniden…
2009
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
-
Yıllar öncesinin günlük sayfalarını karıştırırken buldum bu yazımı yılların su gibi geçip yolların alınamadığı zamanlardayız. Katlana katl...
-
“ Bir 6 Mayıs akşamı Ankara’daydık… “ Doğu ekspresi her gün ki yolculuğuna hazırlanırken, hikâye kendini çoktan hazır etmişti bile… Ha...
-
Yaprak Sarma Genç kız önündeki basamaklara bir adım attı. İlkine koydu ayağını ve tırabzana tutundu. Endişeli gözl...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder