2 Aralık 2016 Cuma

hüzünlü gülümseme ile ilgili görsel sonucu

Kendi kendime

Kalakaldı, vardı bir süredir hır gür ama böyle pat diye…  “ Ben ayrılmak istiyorum “ işte böyle bir cümle beklemiyordu. Yıllar öncesinde yaşadığı hayal kırıklığına ancak böyle bir cümleyle mi başlanırdı? Kendisi için kurgulanan o anın üzerinden yıllar geçmişti, hatırlanması yasak bir anı gibi, farkına varmadığı nicesinin zihninin kıvrımlarına saklandığını görür gibi oldu.  Gülümsedi.
Başını pencereye dayamış metronun tünelden akıp gidişini takip ediyordu karanlık duvarda. Cama gülümsemesi yayıldı. O dalmış zihninin karanlık köşe başlarını fark etmeye çalışırken cama yayılan anı karşı koltukta oturan adamın gözüne değdi, o da gülümsedi.
İnsan, yıları peşi sıra taşırken hiç tanımadığı biriyle paylaşıveriyor bir an, bilmeden. Kimse fark etmese de böyle oluyor bazı rastlaşmalar. Bir pencerenin camında ya da bir kahvenin yudumunda. Ve sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi geçiyor yanı başından. Yabancı olmak yetiyor mu? Geçip gitmek için. Bazen düşünülmeden kurulmuş bir cümleye öylece teslim olur insan. Sorgusuz sualsiz kalır, en sıcak en yakın temasından uzağa düşersin. İşte o zaman yabancı olmak gerekmez geçip gitmek için.

Öyle dalmışım ki kafamı kaldırdığımda vagon boşalıyordu.  Anılarımla oynayıp onları kurgularken onca yol nasıl geçti hiç anlamadım bile. Gene gülümsedim kendi kendime…

DİKMEN 1994 koreograflar günü