Genç kız önündeki basamaklara bir adım attı. İlkine koydu
ayağını ve tırabzana tutundu. Endişeli gözleri üst basamaklara doğru yöneldi.
Sonra diğer adımını attı şimdi ikinci basamaktaydı ayağı. Kalbinin atışlarını
duyuyordu kulaklarında. Tırabzanı tutan eliyle daha bir sıkı tutundu. Sonra
diğer elini istemsiz bir şekilde göbek deliğinin altına doğru getirdi. Ve çok
hafifçe bastırdı, ürkek bir kuşu kavrar gibi Diğer adımını atmaya çalıştı üçüncü
basamağa doğru, fakat ayağı betona gömülmüş gibiydi. Kaldıramadı yerinden. Bedeninin ağırlığı değildi adımlarını
durduran. Kramplar giriyordu orasına burasına. Onu buraya kadar getiren, böylesine
heyecanlandıran şeyi düşündü. Kendine seçtiği yolda çocukluğundan beri hayali
olan mesleğin eğitimine başlamak üzereydi işte. Bu meslek için ailesini bile
karşısına almış her söylenene kulaklarını tıkamış gizli gizli sınavlara
hazırlanmış ve en zor kısmı atlatmış kazanmışken… Neyin korkusunu yaşıyordu ki
şimdi durup dururken. Şu ana gelene kadar bastırdığı korkusunu hiç fark
etmemişti. Cesaret edip bir daha de…….
Basamakların başında tırabzanı sımsıkı
kavramış olduğu yerde sallanan genç kızı gördüğünde o yere düşmek üzereydi. Merdivenleri çabucak inmesiyle kollarına
yığılması aynı anda oldu. Onu Tuttu.
Ne olduğunu anlayamadan kendini keskin ama rahatsız etmeyen
bir kokunun eşlik ettiği bir çift kol tarafından üst kata çıkartılırken buldu.
Heyecanı, korkusu yatışmış ama bu kez de tanımadığı biri tarafından taşınmanın
telaşına kapılmıştı. Birden bağırdı
- Tamam, tamam yok bir şeyim iyiyim ben indirin lütfen.
Yere indirildiğinde dersliğin kapısındaydı. Üstünü başını
düzeltti. Teşekkür etmek için başını kaldırdığında burnuna gelen o kokuyla göz
göze geldi. Yaprak sarması! Bir erkeğin bedeni yaprak sarması kokar mı hiç?
Kokuyordu. Bu adam en sevdiği yemek gibi kokuyordu.
Okula başlarken, tarif bile edemediği heyecanlarla dolmuştu
dünyası. Yeni yepyeni hiç tanıdık olmadığı duygularla dersten çıktığında dörder
beşer iniyordu basamakları.
