21 Ocak 2017 Cumartesi

Yaprak Sarma

yaprak sarmalı kokan adam ile ilgili görsel sonucu                     Yaprak Sarma

Genç kız önündeki basamaklara bir adım attı. İlkine koydu ayağını ve tırabzana tutundu. Endişeli gözleri üst basamaklara doğru yöneldi. Sonra diğer adımını attı şimdi ikinci basamaktaydı ayağı. Kalbinin atışlarını duyuyordu kulaklarında. Tırabzanı tutan eliyle daha bir sıkı tutundu. Sonra diğer elini istemsiz bir şekilde göbek deliğinin altına doğru getirdi. Ve çok hafifçe bastırdı, ürkek bir kuşu kavrar gibi  Diğer adımını atmaya çalıştı üçüncü basamağa doğru, fakat ayağı betona gömülmüş gibiydi. Kaldıramadı yerinden.  Bedeninin ağırlığı değildi adımlarını durduran. Kramplar giriyordu orasına burasına. Onu buraya kadar getiren, böylesine heyecanlandıran şeyi düşündü. Kendine seçtiği yolda çocukluğundan beri hayali olan mesleğin eğitimine başlamak üzereydi işte. Bu meslek için ailesini bile karşısına almış her söylenene kulaklarını tıkamış gizli gizli sınavlara hazırlanmış ve en zor kısmı atlatmış kazanmışken… Neyin korkusunu yaşıyordu ki şimdi durup dururken. Şu ana gelene kadar bastırdığı korkusunu hiç fark etmemişti. Cesaret edip bir daha de…….
  Basamakların başında tırabzanı sımsıkı kavramış olduğu yerde sallanan genç kızı gördüğünde o yere düşmek üzereydi.  Merdivenleri  çabucak inmesiyle kollarına yığılması aynı anda oldu. Onu Tuttu.
Ne olduğunu anlayamadan kendini keskin ama rahatsız etmeyen bir kokunun eşlik ettiği bir çift kol tarafından üst kata çıkartılırken buldu. Heyecanı, korkusu yatışmış ama bu kez de tanımadığı biri tarafından taşınmanın telaşına kapılmıştı. Birden bağırdı
- Tamam, tamam yok bir şeyim iyiyim ben indirin lütfen.
Yere indirildiğinde dersliğin kapısındaydı. Üstünü başını düzeltti. Teşekkür etmek için başını kaldırdığında burnuna gelen o kokuyla göz göze geldi. Yaprak sarması! Bir erkeğin bedeni yaprak sarması kokar mı hiç? Kokuyordu. Bu adam en sevdiği yemek gibi kokuyordu.

Okula başlarken, tarif bile edemediği heyecanlarla dolmuştu dünyası. Yeni yepyeni hiç tanıdık olmadığı duygularla dersten çıktığında dörder beşer iniyordu basamakları. 
            
küsmek ile ilgili görsel sonucu

                                                           KÜSMEK üzerine!


“ Annem bana yine küstü “  Cümleyi okuduğumda ilk aklıma gelen anneler küser mi? sorusu oldu. Sonra da unuttum gitti, meğer cümle nadasa yatmış ertesi akşam uykuya dalmadan hop çıka geldi.
Anneler kendine mi küser aslında ve bu bir tezahür müdür? Çocuklarına yansıttıkları… Hadi bakalım uyu uyuyabilirsen. Kalem defter başucumda hazır ve nazır beklerken olur mu? Uyunur mu? Tabi ki kalkıldı. Kafaya takıldı bir kere.  Kendim için anlamlandırmadan önce sözcük anlamına bakmak istedim. Karşıma Nazım Hikmet’in Küsmek Şiiri çıktı. Nazlı nazenin, naifçe ve hatta çocukça…
Henüz bir çocukken benim de anlamsız bulduğum ve hatta tipik kız işi diyerek alaya aldığım bu davranış biçiminin sözcük anlamı
– Darılarak, gücenerek yüz çevirmek, konuşup görüşmez olmak, ilişkisini kesmek. Bir de şu anlamda ( bitkiler için kullanılan )
- Büyüyememek, gelişememek!
Küçücük oyunlarla küsmek ve kucak dolusu barışmak sonra. Evet, küsmek saklambaç oynamak gibi bir oyun kimine göre. Küskünlük bir başkası için pekâlâ içinde hayal kırıklığı taşıyabilir ya da hiçbir anlam ifade etmeye bilir. Ve kimine göre de sadece bitkiler için değil, insanlar için de anlamlandırılan kavram. Küsmeden küstürmeden sevmek gerek. Küsmek büyüyememek!
Bir de Nazım Hikmet’in sevgiyle sarmaladığı şiiri paylaşmadan olmaz.
Küsmek nedir bilir misin? Küsmek dürüstlüktür.
Çocukçadır ve ondan dolayı saftır, yalansızdır.
Küsmek; Seni seviyorumdur, vazgeçmemektir.
Beni anlatır küsmek, kızdım ama hala buradayımdır,
Gitmiyorumdur, gidemiyorumdur.
Küsmek; nazlanmaktır, yakın bulmaktır,
Benim için değerlisindir.
Küsmek; sevdiğini söyle demektir,
Hadi anla demektir.
Küsmek umuttur, acabaları bitirmektir, emin olmaktır.
Yani diyeceğim o ki,
Ben sana küstüm.

Kavramlara yüklediğimiz anlamlar üzerine düşününce incine bilirliğimizle yüz yüze gelmemek mümkün mü? Hele ki yazarak sağaltıyorken kendimizi, birbirimizi… İncine bilir olmak insanlığımızın göstergesi.                                                                                                                                                                                                                                                                    16- 01- 2017

DİKMEN 1994 koreograflar günü