Kaç Kişiyiz?
Karşıdan gelen kalabalığın içinde kaç kişiyiz, gözleri ışıltıyla parıldayan? Ve kaç kişiyiz an-da saklı buluşmalarla gülümseyerek geçip giden… Berabere kalmış maçların hayal kırıklığını geride bırakıp avuçlarımızda ısıtıp okşadığımız sevgiden zevk almış kaç kişiyiz?
Ne zaman İstiklal’de yürüsem, görüntü zihnimdeki karelerde bu soruyla didişirim.” Kaç Kişiyiz? ” Bir yandan bunun ne önemi var diye düşünürüm. Kaç kişiyiz? Öte yandan da niye bu kaç kişiyiz-in içine kendimi de katarım onu da bilmem. Kendimi bir yere koymak, ait olmak güven mi veriyor acaba? Belki de bir oyun bu. Kendimle oynadığım…
Her karesinden bir sonrakine taşınan hareket bütünlüğü. “ Düşüncelerin Filmi “ sanki bu oyun.
Biri bir zaman şöyle bir söz söylemişti “ Para Aşkı Döver “ Niye söyledi, konuştuğumuz konu neydi hatırlamıyorum bile ama bu cümle tuhaf bir biçimde yer etmiş zihnimde. Ara ara bu filmin içine girip çıkıyor. “ Düşünce Filmi “…
İki taraflı da savunulabilir bu cümle. Kimine göre aşk… Kimine göre para… Aslında göreceli bir klişe… Çok önem arz etmiyor sonuçta, hele “kaç kişiyiz “ sorusunu aşkın, paranın ötesine taşırınca yerle bir oluyor ince, ince…
Birbirine endeksli hale getirilmiş imgelerle dolu şimdi Aşk da Para da… Sanalda reklam olmuş âleme.
Paranın canı çekmiş âşık olmuş…
Aşkın canı sıkılmış zengin olmuş…
Benim gözüm kalabalığın içinde bir avuç sevgide…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder