Çengelköy, benim okul bahçem
Arabadaydık ve yoldaydık...
Hızla geçip giden ağaçların dallarına takılıp çocukluğuma asılı kaldım!
Ne çok koşar, ne çok tırmanırdık. Kardeşimle en çok o parkı severdik. Çınar altı!
Anneanneler... Dedeler... Halalar... Teyzeler... Dayılar... Amcalar... Neneler... Kuzenler... Yeğenler... Çengelköy’ün mevsimlik meyveleri gibi...
Her yaz, bir arada olurduk nesiller boyu!
Kalabalık yerdik yemeklerimizi. Beyaz örtüler üstünde, rengârenk tabaklar süslerdi aslan ayaklı masamızı. Boyumuz yetmezdi de, şilte koyarlardı sandalyelerimize.
Nenem, balkondaki sedirden bizi seyrederken, beyaz başörtüsündeki dantellerin gölgesi düşerdi deniz derinliği gözlerine. Bakışları yüreğimizi okşarken, yumuşacık ellerinden öğrendik sevgiyi!
İncir ağacı kimseye söylemezdi sırrımızı. Öğle uykularında arka odanın penceresinden kaçıp parka koşardık.
Çeşmelerden içtiğimiz suları avuçlarımızla taşır bahçedeki kedi yavrularını beslerdik. Yavruların yumuşak tüylerinde tanıştık şefkatle!
Koca bir yaz gölgesinde oyunlar oynadığımız ağaçların serinliği yeterdi sıcaklığımıza.
Denize uzak evlerin balkonlarında, çay kokusu...
Asmaların yeşilliğinde, annelerin, komşu teyzelerin seyirlik dedikodusu...
Arnavut kaldırımı sokak araları, saklambaç kuytusu...
Kavgalarımızı unuttuğumuz kozalak savaşları, kaydırak kahkahaları...
Çengelköy’ün yorgun parkında çınar ağaçları çadır, banklar döşek, yapraklar aş olurdu, evcilik sofralarına...
Çoktuk ve çocuktuk!
Sandaldan atlayıp boğaz sularında oynaştığımız balıklar, eniştemin oltasında akşam yemeği. Akıntıya kapılmadan yüzmeyi, ışıltıya kanmanın bedelini öğrendik!
Deniz, koynunda ay ışığını sallarken susar, sessiz kalırdı rüyalarımıza!
Dalgalarındaki çığlıklarımızı özlerdi ama gene de sessiz kalırdı...
Pencerelerin ardındaki masal kokan odalarda uyurduk geceleri
Parkın çiçekleri gibiydi çocuklar... Sonbaharda, ıssızlaşır kimsesiz kalıverirdi çınar altı. Yağmur kokusuna sığınan yapraklar...
Ağlardı!
Boş salıncakların seslerini taşırdı rüzgârlar...
Gelecek yaza kadar!
Geçmiş, asılı kaldığı dalda gizlenmiş bir salıncak gibi...
Asırlık çınarların beklediği yıllar, ağaçların arasından ansızın çıkıp geliverdi. Çengelköy, benim okul bahçemdi!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
-
Yıllar öncesinin günlük sayfalarını karıştırırken buldum bu yazımı yılların su gibi geçip yolların alınamadığı zamanlardayız. Katlana katl...
-
“ Bir 6 Mayıs akşamı Ankara’daydık… “ Doğu ekspresi her gün ki yolculuğuna hazırlanırken, hikâye kendini çoktan hazır etmişti bile… Ha...
-
Yaprak Sarma Genç kız önündeki basamaklara bir adım attı. İlkine koydu ayağını ve tırabzana tutundu. Endişeli gözl...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder