29 Haziran 2009 Pazartesi

İstanbulum

İstanbulum

Kepenklerin ardına saklanan İstanbul, sabahın erken saatlerinde Tahtakale’de uyanırken, güne açıyorum gözlerimi. Lacivertten el alan mavi suya düşmüş, kanat çırpıyor ki surlarına ulaşabilsin...

O sokaklarından, satıcılarından, hanlarının kırık dökük geçmişinden vazgeçmeyen istikrar sarıyor bedenimi, çuval, çuval... Çarşaftan çoraba, zerzevattan baharata İstanbul’u giyiniyorum!

Kadın kokusu, tütsü kokusu, sazendelerin nağmeleriyle yayılıyor havaya düşlerime karışıyor. Kuru Kahveci Mehmet Efendi’nin kahvesi, bir yudum. Gözlerim seyirlik Sarayburnu!

Ve O! Taşlarına kazınmış hikâyeleri anlatmaya devam ediyor. Yüzü denize, sırtı Sultanahmet’e dayalı bir geçmiş zaman teknesi gibi! Kimi zaman gövdesi çatırdasa da, yıllanmışlığı tutuyor ellerinden... Ellerimden!

2006

Hiç yorum yok:

DİKMEN 1994 koreograflar günü