Pencerenin önünde durmuş pembeli, mavili,
desenli tülün arkasından dışarıya bakıyor, caddeyi gelip geçenleri, hummalı
sabah trafiğini seyrediyordu. Evin sokağa bakan seyirlik locası işte bu
pencereydi. Sabah kahvesini içer, gazetesini okur gününü bu pencere önünde
geçirirdi. Köşedeki tüpçü kepenkleri daha yeni kaldırıyordu gecikmiş bu sabah
diye düşündü, fırından iki çocuk çıktı ellerinde simitlerle. Evrak çantası
taşıyan tıknaz bir adam hızlı adımlarla yürüdükçe koluna girmiş kadını
çekiştiriyor kadın da topuklu ayakkabılarıyla yetişmeye çalışırken koşar adımlarla
sürükleniyor bir yanda da hararetle bir şeyler anlatıyordu adama. Zücaciyeci kaldırımı işgal etmekle meşguldü
tas tencere çelik eşyaları koyduğu tezgâhı dışarı çıkardı vitrini kapatmayacak
şekilde yerleştirdi, porselenleri içerde tutardı hep, gelen geçene hedef
olmasınlar diye. Vaktiyle epey kayıp vermişti. Tuhafiyeci Ayten tüpçünün
yanındaki dükkâna taşındığından beri pek bi süslüydü, ikide bir dışarı çıkıp
yün sepetindeki yünleri düzeltip endamını gösterir olmuştu. Karşıdaki saray
apartmanına yeni taşınan gençler itişe kakışa dışarı çıkarken, elinde sepetle
içeri girmeye çalışan Haydar efendi ile çarpıştılar.
Haydar efendi epey yaşlandı, artık bu
işi yapmakta zorlanıyor dedi kendi, kendine. Aile buraya yerleştiğinde
mahallenin okulunda başlamıştı ilkokula. Taşındıkları günü çok net
hatırlıyordu, Haydar o zamanlar 15 inde cılız bir delikanlıydı mahalleye yeni
taşınan aileye yardım etmek, üç kuruş harçlık alabilmek için boyundan büyük
kolileri taşımış sonrada iki gün yerinden kıpırdayamamıştı. Babadan oğula aile
boyu kapıcılık yapıyorlardı saray apartmanında. Oturdukları bu bina Meftun’dan
daha gençti, ama bu mahalle de, oturdukları sokak da semtin en eski yerleşim yeriydi.
Yılları geri saydı birer birer. Her yıl bir sonrakine dönüşe değişe bu gün ki
haline gelmişti. Kabukları kalınlaşan ağaçlar gibi yaşlansaydı keşke
sokaklarda… Yolun eski taşları asfalt olmuş, kaldırımlar, bazı dükkân ve
apartmanlar yenilenmiş en kötüsü de sokak, reklam panoları yüzünden ağaçsız
kalmış kerterizleri bozulmuştu. Sokağın
yavaş yavaş yenileniyor bahanesiyle kimlik değiştirdiğini, çirkinleştiğini
düşünse de buralardan gitmeyi başka bir yerde yaşamayı hiç istemedi. 7sinde
geldiği mahallede 70ini görmüş bu pencerenin önünde yıllarını geçirmişti, görüş
açısına giren her ayrıntıda geçmişi saklıydı. Kapı çaldı. Sandalyesinin
tekerleklerini çevirdi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder